Bolluca ÖERM | Özel Eğitimin Bolluca’sı
Her Çocuğun Kendine Özgü Bir Hikâyesi Var
Bir sabah düşünün…
Küçük bir çocuk, odanın köşesinde oyuncak arabasını ileri geri hareket ettiriyor. Annesi onu oyun oynamaya çağırıyor ama çocuk annesinin sesine hemen karşılık vermiyor. Misafir geldiğinde gözlerini kaçırıyor, yüksek seslerden rahatsız oluyor, bazen de aynı oyunu defalarca tekrarlıyor.
Annesinin aklında onlarca soru beliriyor.
“Acaba beni duymuyor mu?”
“Neden diğer çocuklar gibi oynamıyor?”
“Büyüdükçe değişir mi?”
“Ben bir şeyi yanlış mı yaptım?”
Oysa bazen bir çocuğu anlayabilmek için onun davranışlarını değiştirmeye çalışmadan önce, dünyayı nasıl deneyimlediğini anlamak gerekir.
Çünkü her çocuk aynı pencereden bakmaz hayata. Bazıları dünyayı sözcüklerle anlatır, bazıları hareketlerle, bazıları sessizliğiyle… Bazılarıysa bizim fark etmekte zorlandığımız ayrıntılarda kendine bir dünya kurar.
Otizm spektrum bozukluğu, tam da bu farklılıkları anlamayı gerektiren nörogelişimsel bir durumdur.
Bolluca Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi (Bolluca ÖERM) olarak inanıyoruz ki bir çocuğun gelişim yolculuğunda atılacak en önemli adımlardan biri, onu başkalarıyla karşılaştırmak yerine kendi özellikleriyle tanımaktır.
Peki, otizm hakkında neleri bilmeliyiz?
Otizm hakkında 15 önemli gerçek
1. Otizm, dünyayı deneyimlemenin farklı bir biçimidir
Bir çocuk kalabalık bir sınıfta rahatça oyun oynarken başka bir çocuk aynı ortamda kendini huzursuz hissedebilir. Bir çocuk konuşarak iletişim kurarken diğeri jestlere, işaretlere veya görsel desteğe ihtiyaç duyabilir.
Otizm; sosyal iletişim ve etkileşimde farklılıklar, sınırlı veya tekrarlayıcı davranışlar ve ilgi alanlarıyla kendini gösterebilen bir nörogelişimsel durumdur.
Bu farklılıklar her çocukta aynı biçimde ortaya çıkmaz. Dolayısıyla otizmi anlamanın ilk adımı, bütün çocuklardan aynı davranışları beklememektir.
2. Erken destek, yeni kapılar açabilir
Bir anne, çocuğunun konuşmasının yaşıtlarına göre geciktiğini fark ettiğinde önce beklemeyi seçebilir. Bazen çevresinden “Her çocuk farklı gelişir, zamanla konuşur.” sözünü duyar.
Elbette her çocuğun gelişim hızı farklıdır. Ancak gelişimsel kaygılar söz konusu olduğunda yalnızca beklemek yerine değerlendirme istemek önemlidir.
Erken dönemde fark edilen ihtiyaçlar doğrultusunda planlanan destek; iletişim, öğrenme, sosyal etkileşim ve günlük yaşam becerilerinin gelişimine katkı sağlayabilir.
Çünkü erken destek, çocuğun geleceğini tek başına belirlemese de öğrenme fırsatlarına daha erken ulaşmasını sağlayabilir.
3. Her çocuğun güçlü yönleri ve destek ihtiyaçları farklıdır
Aynı eğitim ortamındaki iki çocuğu düşünün.
Biri görselleri çok hızlı eşleştirirken diğeri sesleri ayırt etmekte başarılı olabilir. Biri belirli bir konuya uzun süre odaklanırken diğeri hareket ederek öğrenmeyi tercih edebilir.
Otizm spektrumundaki çocukların ilgi alanları, öğrenme biçimleri, iletişim becerileri ve destek ihtiyaçları birbirinden farklıdır.
Bu nedenle özel eğitimde önemli olan, her çocuğa aynı programı uygulamak değil; çocuğun özelliklerine uygun hedefler belirlemektir.
Bir çocuğun güçlü olduğu alanları fark etmek, zorlandığı alanlarda ona destek sunmanın da başlangıcıdır.
4. Otizm, anne babanın hatası değildir
Bir anne, çocuğunun gelişimindeki farklılıkları fark ettiğinde kendisini sorgulamaya başlayabilir.
“Acaba yeterince ilgilenemedim mi?”
“Bir şeyi eksik mi yaptım?”
Bu soruların ardında çoğu zaman çocuğuna yardım etme isteği vardır. Ancak otizmi ebeveynlerin sevgisizliğine, ilgisizliğine veya yanlış yetiştirme biçimlerine bağlamak doğru değildir.
Aileleri suçlamak yerine onların bilgiye, rehberliğe ve uygun destek hizmetlerine ulaşmasını sağlamak gerekir.
Çünkü aile, suçlanması gereken değil, çocuğun gelişim yolculuğunda yanında yürünmesi gereken bir paydaştır.
5. Her taşkınlık yalnızca öfke değildir
Bir alışveriş merkezinde yüksek sesler yükseliyor. Işıklar parlak, insanlar kalabalık ve ortam her geçen dakika daha hareketli hâle geliyor.
Bir çocuk kulaklarını kapatıyor, ağlamaya başlıyor ve ortamdan uzaklaşmak istiyor.
Dışarıdan bakan biri bunu öfke olarak yorumlayabilir. Oysa çocuk yoğun duyusal uyaranlarla baş etmekte zorlanıyor olabilir.
Elbette her davranışın nedeni aynı değildir. Ancak davranışın öncesinde ne yaşandığını, çocuğun hangi koşullarda zorlandığını ve neye ihtiyaç duyduğunu anlamak önemlidir.
Bazen çocuğun ihtiyacı daha fazla uyarı değil, daha sakin bir ortam ve anlaşılmaktır.
6. Konuşamamak, iletişim kuramamak demek değildir
Bir çocuk henüz sözcüklerle kendini ifade edemiyor olabilir. Fakat bu, onun ihtiyaçlarının, duygularının veya tercihinin olmadığı anlamına gelmez.
Bir bakış, bir işaret, bir resim ya da uzatılan bir el de iletişim sürecinin parçası olabilir.
Çocuğun ihtiyaçlarına göre görsel iletişim araçları ve alternatif-destekleyici iletişim yöntemleri kullanılabilir. Gerektiğinde dil ve konuşma terapisi değerlendirmesi yapılabilir.
Buradaki amaç yalnızca çocuğun konuşmasını beklemek değil, kendisini ifade edebileceği yolları çoğaltmaktır.
7. Duyusal hassasiyetler gerçektir
Bazı çocuklar elektrik süpürgesinin sesinden rahatsız olurken bazıları kıyafetlerinin etiketine tahammül edemeyebilir. Bazıları kalabalıktan uzaklaşmak isterken bazıları hareket etmeye veya belirli dokulara temas etmeye daha fazla ihtiyaç duyabilir.
Duyusal deneyimler, çocuğun oyununu, öğrenmesini ve günlük yaşamını etkileyebilir.
Bu nedenle çocuğun duyusal özelliklerini anlamak, çevresini ihtiyaçlarına göre düzenlemek ve gerekli durumlarda ilgili uzmanlardan destek almak önemlidir.
Bir yetişkin için önemsiz görünen bir uyaran, çocuk için oldukça yoğun olabilir.
8. Rutinler çocuğa güven verebilir
Sabah uyanmak, kahvaltı yapmak, okula gitmek, oyun oynamak…
Bizim için sıradan görünen bu günlük akış, bazı çocuklar için öngörülebilir olduğunda daha kolay yönetilebilir.
Planların aniden değişmesi veya bir etkinlikten diğerine hazırlıksız geçmek çocuğu zorlayabilir. Görsel günlük programlar, önceden yapılan açıklamalar ve geçişlere zaman tanımak bazı çocukların rahatlamasına yardımcı olabilir.
Ancak rutinlerin amacı çocuğu değişimden tamamen uzak tutmak değildir. Gerektiğinde değişikliklere aşamalı biçimde uyum sağlamasını desteklemektir.
9. Yoğun ilgi alanları öğrenme fırsatına dönüşebilir
Bir çocuk sürekli trenlerden söz ediyor olabilir. Başka biri haritalara, sayılara veya hayvanlara yoğun ilgi duyabilir.
Çevresindekiler bu ilgileri gereksiz tekrarlar olarak görebilir. Oysa doğru yaklaşımla çocuğun ilgi duyduğu konular, öğrenme sürecinin güçlü bir parçasına dönüşebilir.
Trenlerle ilgilenen bir çocukla sıralama, renkler, sayılar ve iletişim becerileri üzerine çalışılabilir. Hayvanlara ilgi duyan bir çocuk yeni sözcükler öğrenmeye teşvik edilebilir.
Çocuğun ilgi alanlarını anlamak, onun öğrenme dünyasına açılan bir kapı bulmak gibidir.
10. Sabır ve kapsayıcılık gelişimin önünü açar
Bir çocuk sosyal bir ortama hemen katılmayabilir. Bir başka çocuk oyun sırasında sırasını beklemekte zorlanabilir.
Bu durumlarda yalnızca eksiklere odaklanmak, çocuğun yapabileceklerini görmeyi zorlaştırır.
Kapsayıcı yaklaşım; çocuğun farklılıklarını kabul etmeyi, ihtiyaç duyduğu desteği sağlamayı ve sosyal yaşama katılımını kolaylaştırmayı içerir.
Aile, eğitimci ve uzmanların iş birliği, çocuğun öğrenme sürecini destekleyebilir.
Çünkü bazen bir çocuğun gelişimi için değişmesi gereken tek şey çocuk değil, onun içinde bulunduğu ortamdır.
11. Bazı otistik bireyler farklılıklarını gizlemeye çalışabilir
Bazı çocuklar ve yetişkinler, çevrelerine uyum sağlayabilmek için doğal davranışlarını bastırabilir, başkalarının sosyal davranışlarını taklit edebilir veya rahatsızlıklarını belli etmemeye çalışabilir.
Otizm alanında maskeleme olarak adlandırılan bu durum her bireyde görülmez. Ancak bazı kişiler için yorucu olabilir.
Bu nedenle yalnızca dışarıdan görünen davranışlara bakarak bir çocuğun ne kadar zorlandığını anlamak her zaman mümkün değildir.
Çocuğun kendisini güvende hissettiği, ihtiyaçlarını ifade edebildiği ve farklılıkları nedeniyle yargılanmadığı ortamlar oluşturmak önemlidir.
12. Her önerilen tedavi yöntemi bilimsel olarak kanıtlanmış değildir
Otizm hakkında araştırmalar arttıkça ailelerin karşısına pek çok yöntem, beslenme önerisi ve tedavi iddiası çıkabiliyor.
Bir yöntem için “Kesin çözüm”, “Otizmi tamamen ortadan kaldırıyor” veya “Bütün çocuklarda işe yarıyor” denildiğinde dikkatli olmak gerekir.
Otizm her bireyde farklı özellikler gösterir. Beslenme sorunları, uyku güçlükleri ve eşlik eden sağlık durumları ayrıca değerlendirilmelidir.
Herhangi bir diyetin, takviyenin veya biyolojik uygulamanın otizmi ortadan kaldırdığına ilişkin yeterli bilimsel kanıt bulunmamaktadır.
Ailelerin sağlıkla ilgili kararlarını yetkin sağlık uzmanlarıyla birlikte vermesi ve gelişimsel destek süreçlerini çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre planlaması önemlidir.
13. Her çocuğun gelişim yolculuğu kendine özgüdür
Bir çocuk yeni bir sözcük öğrenir. Bir diğeri yardım istemeyi başarır. Başka bir çocuk ilk kez bir oyuna katılır veya günlük yaşamındaki bir işi daha bağımsız yapmaya başlar.
Bu gelişmelerin her biri çocuk için anlamlı olabilir.
Çocukları birbirleriyle karşılaştırmak yerine kendi önceki becerileriyle karşılaştırmak, ilerlemeyi daha sağlıklı değerlendirmeye yardımcı olur.
Gelişim her zaman aynı hızda ilerlemez. Önemli olan çocuğun ihtiyaçlarını belirlemek, gerçekçi hedefler oluşturmak ve ilerlemeyi düzenli olarak takip etmektir.
14. Her çocuk aynı yöntemle öğrenmez
Bir çocuk resimlerle daha kolay öğrenebilir. Bir diğeri oyun sırasında öğrendiği becerileri günlük yaşamda daha rahat kullanabilir. Başka bir çocuk için tekrar, model olma veya uygulamalı etkinlikler daha yararlı olabilir.
Özel eğitimde tek bir yöntemin her çocuk için aynı sonucu vereceğini düşünmek doğru değildir.
Eğitim hedefleri çocuğun gelişim düzeyine, güçlü yönlerine ve ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir.
Bolluca ÖERM yaklaşımında da önemli olan, çocuğun hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduğunu anlamak ve öğrenmesini kolaylaştıracak uygun yolları değerlendirmektir.
Çünkü eğitim, çocuğu kalıba sokmak değil; onun öğrenebileceği yolları keşfetmektir.
15. Otizmli bireylerin toplumsal desteğe ihtiyacı vardır
Bir çocuğun gelişimi yalnızca eğitim merkezinde şekillenmez. Evde, okulda, parkta, oyun alanında ve toplumun içinde yaşadığı deneyimler de önemlidir.
Akranlarının onu oyuna davet etmesi, öğretmeninin ihtiyaçlarını anlamaya çalışması ve çevresindeki insanların farklılıklara saygı göstermesi, çocuğun yaşama katılımını destekleyebilir.
Ailelerin de bu süreçte anlaşılmaya, doğru bilgiye ve dayanışmaya ihtiyacı vardır.
Otizm farkındalığı yalnızca belirli bir gün hatırlanacak bir konu değildir. Asıl farkındalık, günlük yaşamda farklılıklara yer açmakla başlar.
Kabul etmek, farklılıkları yok saymak değil; her bireyin kendisi olarak var olabilmesi için fırsatlar oluşturmaktır.
Arnavutköy’de Otizm ve Özel Eğitim Desteği: Bolluca ÖERM
Bir ailenin çocuğuyla ilgili destek arayışı bazen küçük bir soruyla başlar.
“Çocuğum neden konuşmuyor?”
“İletişimini nasıl destekleyebilirim?”
“Özel eğitim için nereye başvurmalıyım?”
Bu soruların her biri, aile için önemli bir gelişim yolculuğunun başlangıcı olabilir.
Bolluca Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi (Bolluca ÖERM), özel gereksinimli çocukların bireysel özelliklerinin dikkate alınmasını ve gelişimsel ihtiyaçlarına uygun eğitim desteğine erişmesini önemser.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda iletişim, sosyal etkileşim, öğrenme ve günlük yaşam becerilerinin desteklenmesi; çocuğun özelliklerine göre planlanan eğitim hedefleriyle ele alınmalıdır.
Arnavutköy ve Boğazköy çevresinde yaşayan aileler, Bolluca ÖERM ile iletişime geçerek özel eğitim hizmetleri ve başvuru koşulları hakkında bilgi alabilir.
İmrahor, Bolluca, Boğazköy, Taşoluk, Haraççı ve Arnavutköy Merkez gibi bölgelerde yaşayan aileler için de çocuklarının ihtiyaçlarına uygun destek seçeneklerini araştırmak önemlidir.
Her çocuğun ihtiyacı farklı olduğundan eğitim planı, bireysel değerlendirme ve ilgili mevzuat çerçevesinde oluşturulmalıdır.
Çocuğunuzun Gelişimi İçin Nereden Başlamalısınız?
Çocuğunuzun iletişiminde, sosyal etkileşiminde veya gelişiminde farklılıklar gözlemliyorsanız ilk adım, endişelerinizi ertelemek yerine uygun bir uzmana başvurmaktır.
Tanı ve sağlık değerlendirmesi yetkili sağlık uzmanlarınca yapılmalıdır. Çocuğun ihtiyaçları belirlendikten sonra özel eğitim, dil ve konuşma terapisi, ergoterapi veya diğer destek hizmetleri ilgili uzmanların değerlendirmesi doğrultusunda planlanabilir.
Aile olarak çocuğunuzu dikkatle gözlemlemek, güçlü yönlerini fark etmek ve günlük yaşamda iletişim kurabileceği fırsatlar oluşturmak da sürecin önemli parçalarıdır.
Unutmayın, her çocuğun gelişimi kendine özgü bir hikâyedir. Bu hikâyenin nasıl ilerleyeceğini tek bir davranışa, tek bir değerlendirmeye veya tek bir yönteme indirgemek doğru değildir.
Önemli olan çocuğunuzu anlamak, ihtiyaçlarını fark etmek ve gelişim yolculuğunda ona uygun desteği sunmaktır.
Bolluca ÖERM: Her Çocuk Özeldir, Her Adım Değerlidir
Biz inanıyoruz ki her çocuğun anlatılmayı bekleyen bir hikâyesi, keşfedilmeyi bekleyen güçlü yönleri ve desteklenmeyi bekleyen gelişim alanları vardır.
Bazen bir sözcük, bazen bir bakış, bazen de daha bağımsız gerçekleştirilen küçük bir günlük yaşam becerisi…
Her biri çocuğun yolculuğunda anlamlı bir adım olabilir.
Bolluca ÖERM olarak özel gereksinimli çocukların gelişim yolculuklarında ailelerin doğru bilgiye ve uygun eğitim desteğine ulaşmasını önemsiyoruz.
Çünkü mesele çocuğu başkalarına benzetmek değil, kendi potansiyelini gerçekleştirebilmesi için ona alan açmaktır.
Bolluca ÖERM — Özel Eğitimin Bolluca’sı.
Her çocuk özeldir, her adım değerlidir.
Kurumlarımıza 0212 685 10 13 ulaşabilirsiniz.


