Otizm Türleri Nelerdir?

Klasik Otizm, Asperger, Yüksek ve Düşük Destek Gereksinimi ile Farklı Otizm Profilleri

Otizm türleri, otizm belirtileri, Asperger sendromu, yüksek işlevli otizm, düşük işlevsellikli otizm ve duyusal özellikler, ailelerin en çok araştırdığı konular arasındadır. Otizm spektrum bozukluğu (OSB), sosyal iletişim ve etkileşim alanındaki farklılıklar ile sınırlı, tekrarlayıcı davranışlar, ilgi alanları veya duyusal özelliklerle kendini gösterebilen nörogelişimsel bir durumdur.

Otizmli her bireyin gelişim özellikleri, iletişim becerileri, öğrenme biçimi ve günlük yaşamda ihtiyaç duyduğu destek farklıdır. Bu nedenle otizmi yalnızca tek bir belirtiye, konuşma becerisine veya zekâ düzeyine göre değerlendirmek doğru değildir.

Günümüzde otizm, farklı özelliklerin ve destek gereksinimlerinin bir arada değerlendirildiği bir spektrum olarak ele alınmaktadır. Bununla birlikte klasik otizm, Asperger profili, PDA profili, duyusal odaklı özellikler, sosyal iletişim farklılıkları ve tekrarlayıcı davranışlar gibi kavramlar, otizmin farklı görünümlerini anlamaya yardımcı olabilir.

Otizm Türleri Nelerdir? 8 Otizm Profili ve Özellikleri konu ile ilgili bilgilendirme amacı taşımaktadır. Resmî tanı türleri olmadığını bilgilerinize sunarız.

Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir?

Otizm spektrum bozukluğu, erken gelişim döneminde ortaya çıkan ve bireyin sosyal iletişim, karşılıklı etkileşim, davranış örüntüleri ve çevresel uyaranları işleme biçimini etkileyebilen nörogelişimsel bir durumdur.

Otizm belirtileri kişiden kişiye değişebilir. Bazı bireyler konuşma ve akademik öğrenme alanlarında bağımsız olabilirken sosyal iletişimde güçlük yaşayabilir. Bazı bireyler ise günlük yaşam, iletişim, öz bakım ve öğrenme alanlarında daha yoğun desteğe ihtiyaç duyabilir.

Otizm değerlendirmesinde iki temel belirti alanı dikkate alınır:

  • Sosyal iletişim ve etkileşim farklılıkları: Karşılıklı iletişim, sosyal ipuçlarını anlama, ilişki kurma ve iletişimi bağlama uygun biçimde sürdürme alanlarındaki farklılıklar.
  • Sınırlı ve tekrarlayıcı davranış örüntüleri: Tekrarlayan hareketler, belirli rutinlere bağlılık, yoğun ve sınırlı ilgi alanları veya duyusal uyaranlara karşı farklı tepkiler.

Belirtilerin gelişimsel öyküyle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tek bir davranış veya özellik, tek başına otizm tanısı koymak için yeterli değildir.

1. Klasik Otizm

Klasik otizm, geçmişte otizmin daha belirgin belirtilerle görüldüğü durumları tanımlamak için kullanılan bir ifadedir. Özellikle eski tanı sınıflandırmalarında otistik bozukluk adıyla yer alan durumlarla ilişkilidir.

Klasik otizm olarak tanımlanan bireylerde şu özellikler görülebilir:

  • Sosyal iletişim ve karşılıklı etkileşimde belirgin farklılıklar
  • Konuşma gelişiminde gecikme veya işlevsel iletişim güçlükleri
  • Tekrarlayan hareketler ve davranışlar
  • Rutinlerde değişiklik olduğunda zorlanma
  • Duyusal uyaranlara karşı aşırı veya azalmış tepkiler
  • Oyun, öğrenme ve günlük yaşam becerilerinde bireysel farklılıklar

Her otizmli çocukta aynı belirtilerin görülmesi beklenmez. Konuşma becerisi, bilişsel gelişim, oyun becerileri ve bağımsızlık düzeyi birbirinden farklı olabilir.

Günümüzde klasik otizm, ayrı bir güncel tanı kategorisinden çok tarihsel bir adlandırma olarak değerlendirilir. Tanı, güncel klinik ölçütlere göre otizm spektrum bozukluğu kapsamında ele alınır.

2. Asperger Sendromu

Asperger sendromu, geçmişte otizm spektrumunda ayrı bir tanı olarak kullanılan bir kavramdır. Genellikle belirgin erken dil gecikmesinin olmadığı, ancak sosyal iletişim ve etkileşim alanlarında farklılıkların görülebildiği bireylerle ilişkilendirilmiştir.

Asperger profili olarak tanımlanan kişilerde şu özellikler görülebilir:

  • Belirli konulara yoğun ve ayrıntılı ilgi duyma
  • Sosyal ipuçlarını, mecazları veya dolaylı anlatımları anlamada zorlanma
  • Karşılıklı sohbeti başlatma veya sürdürmede farklılıklar
  • Günlük rutinlere bağlılık
  • Duyusal hassasiyetler
  • Yaşıt ilişkilerini anlamlandırma ve sürdürmede güçlükler

Bazı bireyler akademik alanlarda başarılı olabilir ve bağımsız yaşam becerileri geliştirebilir. Ancak bu durum sosyal, duygusal veya duyusal alanlarda desteğe ihtiyaç duymadıkları anlamına gelmez.

Asperger sendromu, güncel DSM-5-TR sınıflandırmasında ayrı bir tanı olarak yer almaz; ilgili belirtiler otizm spektrum bozukluğu kapsamında değerlendirilir. Bununla birlikte Asperger kavramı, bazı kişiler tarafından kendi gelişimsel deneyimlerini ifade etmek amacıyla kullanılmaya devam etmektedir.

3. Yüksek Destek Gereksinimi Olmayan veya Daha Az Destek Gerektiren Otizm Profili

Yüksek işlevli otizm ifadesi, geçmişte dil ve bilişsel becerileri görece iyi olan bazı otizmli bireyleri tanımlamak amacıyla kullanılmıştır. Ancak bu ifade, bireyin tüm alanlarda bağımsız olduğunu veya desteğe ihtiyaç duymadığını göstermez.

Günümüzde kişinin özelliklerini daha doğru açıklamak için destek gereksinimi, iletişim becerileri, günlük yaşam işlevleri ve bilişsel özelliklerin ayrı ayrı değerlendirilmesi tercih edilir.

Daha az destek gerektiren bazı bireylerde:

  • Konuşma ve dil becerileri gelişmiş olabilir.
  • Akademik öğrenme becerileri güçlü olabilir.
  • Belirli konularda yoğun bilgi ve uzmanlık gelişebilir.
  • Sosyal ilişkileri anlamlandırma ve sürdürme zor olabilir.
  • Duyusal hassasiyetler günlük yaşamı etkileyebilir.
  • Planlama, esneklik, zaman yönetimi veya duyguları düzenleme alanlarında güçlükler yaşanabilir.

Dışarıdan bağımsız görünen bir birey, sosyal ortamlar veya yoğun duyusal uyaranlar karşısında önemli zorluklar yaşayabilir. Bu nedenle yalnızca konuşma becerisine bakılarak destek gereksinimi belirlenmemelidir.

4. Daha Yoğun Destek Gerektiren Otizm Profili

Düşük işlevsellikli otizm ifadesi, geçmişte iletişim, bilişsel beceriler veya günlük yaşam alanlarında daha fazla güçlük yaşayan bireyleri tanımlamak için kullanılmıştır. Ancak bu ifade, bireyin potansiyelini tek bir etiketle sınırlandırabileceği için günümüzde dikkatli kullanılmalıdır.

Bunun yerine yoğun destek gereksinimi olan otizm profili gibi ifadeler tercih edilebilir.

Bu profildeki bazı bireylerde:

  • Konuşma dili sınırlı olabilir veya konuşma dili kullanılmayabilir.
  • İstekleri ve ihtiyaçları ifade etmek için alternatif iletişim yöntemleri gerekebilir.
  • Öz bakım ve günlük yaşam becerilerinde desteğe ihtiyaç duyulabilir.
  • Değişikliklere uyum sağlamak zor olabilir.
  • Duyusal uyaranlara karşı belirgin tepkiler görülebilir.
  • Öğrenme, iletişim ve katılım için bireyselleştirilmiş düzenlemeler gerekebilir.

Konuşma dilinin sınırlı olması, bireyin iletişim kuramayacağı anlamına gelmez. Görsel destekler, işaretler ve alternatif ve destekleyici iletişim sistemleri kişinin iletişim olanaklarını artırmak için değerlendirilebilir.

Destek gereksinimi zaman içinde ve farklı ortamlarda değişebilir. Eğitim planının bireyin güçlü yönleri, tercihleri, ihtiyaçları ve gelişim hedefleri doğrultusunda hazırlanması önemlidir.

5. PDA Profili: Patolojik Talepten Kaçınma

PDA, İngilizce Pathological Demand Avoidance ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçede patolojik talepten kaçınma olarak çevrilir. Bu kavram, bazı bireylerde günlük taleplerden, beklentilerden veya yönlendirmelerden yoğun biçimde kaçınma davranışlarını tanımlamak için kullanılır.

PDA profili, özellikle otizmle ilişkili gelişimsel farklılıklar bağlamında tartışılmaktadır. Ancak PDA’nın bağımsız bir klinik tanı olarak kabulü konusunda uluslararası ölçütler arasında ortak bir yaklaşım bulunmamaktadır. Bu nedenle PDA, otizmin resmî ve evrensel olarak kabul edilmiş ayrı bir türü gibi sunulmamalıdır.

PDA profiliyle ilişkilendirilen özellikler şunları içerebilir:

  • Günlük taleplere karşı yoğun direnç gösterme
  • Yapılması beklenen etkinliklerden kaçınma
  • Kontrolün kendisinde olmasına güçlü ihtiyaç duyma
  • Beklentiler arttığında kaygı veya yoğun duygusal tepkiler yaşama
  • Talepleri erteleme, konuyu değiştirme veya pazarlık etme
  • Zorlayıcı durumlarda iş birliğinin azalması

Bu davranışlar her zaman isteksizlik veya kasıtlı karşı gelme anlamına gelmez. Kaygı, duyusal yük, iletişim güçlükleri, belirsizlik veya görevin birey açısından zorlayıcı olması gibi farklı etkenler değerlendirilmelidir.

PDA Profilinde Eğitimsel Yaklaşım Nasıl Olabilir?

Bireyin ihtiyaçlarına göre şu yaklaşımlar değerlendirilebilir:

  • Güven ilişkisi kurmak ve iletişimi desteklemek
  • Beklentileri anlaşılır ve öngörülebilir hâle getirmek
  • Gerektiğinde seçenekler sunmak
  • Duyusal ve duygusal yükü azaltmak
  • Etkinliklere geçiş için yeterli zaman tanımak
  • Bireyin katılımını desteklerken güvenlik ve temel ihtiyaçları gözetmek

Bu yaklaşımlar her bireyde aynı sonucu vermeyebilir. Öncelikle davranışın hangi koşullarda ortaya çıktığı anlaşılmalı ve kişiye özel bir destek planı hazırlanmalıdır.

6. Duyusal Odaklı Otizm Profili

Duyusal odaklı otizm profili, otizmli bireylerde görülebilen duyusal özelliklerin ön planda olduğu durumları tanımlamak için kullanılan betimleyici bir ifadedir. Bu ifade, tek başına ayrı bir otizm tanısı değildir.

Bazı bireyler ses, ışık, dokunma, koku, tat veya hareket gibi uyaranlara karşı yoğun hassasiyet gösterebilir. Bazıları ise belirli duyusal uyaranları daha az fark edebilir veya belirli uyaranları tekrar tekrar arayabilir.

Duyusal özellikler şu şekillerde görülebilir:

  • Gürültülü ortamlarda zorlanma
  • Kıyafet etiketleri veya belirli dokulara karşı hassasiyet
  • Bazı yiyeceklerin kokusu, tadı veya dokusunu kabul etmeme
  • Hareket etme, sallanma veya dönme gibi duyusal deneyimlere yoğun ilgi
  • Görsel uyaranlara uzun süre odaklanma
  • Ağrı, sıcaklık veya beden konumuna ilişkin uyaranları farklı algılama

Duyusal farklılıklar çocuğun günlük yaşama katılımını, öğrenmesini, beslenmesini, oyununu veya öz bakım becerilerini etkileyebilir.

Duyusal Özellikler Nasıl Değerlendirilir?

Öncelikle hangi uyaranların zorlanmaya yol açtığı ve bu durumun günlük yaşamı nasıl etkilediği belirlenmelidir. Gerektiğinde ilgili uzmanlar tarafından değerlendirme yapılabilir.

Duyusal düzenlemeler, çevresel uyarlamalar ve bireysel hedeflere uygun ergoterapi yaklaşımları ele alınabilir. Uygulamanın amacı yalnızca duyusal davranışları azaltmak değil, bireyin rahatlığını, işlevselliğini ve günlük yaşama katılımını desteklemek olmalıdır.

Her otizmli bireyin duyusal hassasiyeti bulunmak zorunda değildir. Duyusal özellikler tek başına otizm tanısı koydurmaz.

7. Sosyal İletişim Profili

Sosyal iletişim profili, sosyal etkileşim ve iletişim alanındaki özelliklerin ön planda olduğu bir görünümü ifade etmek için kullanılabilir. Ancak bu kavram, otizmin resmî ve bağımsız bir alt türü değildir.

Otizmde sosyal iletişim farklılıkları yalnızca konuşmanın geç başlamasıyla sınırlı değildir. Konuşma dili gelişmiş olan bireyler de sosyal ipuçlarını yorumlama, karşılıklı sohbeti sürdürme veya iletişimi farklı ortamlara uyarlama konusunda güçlük yaşayabilir.

Görülebilecek özellikler arasında şunlar bulunabilir:

  • Karşılıklı sohbet başlatma ve sürdürmede zorlanma
  • Jest, mimik ve beden dilini yorumlamada farklılıklar
  • Karşı tarafın bakış açısını veya dolaylı mesajlarını anlamada güçlük
  • Sosyal kuralları sezgisel olarak anlamak yerine öğrenerek uygulama
  • Akran ilişkilerini başlatma veya sürdürmede zorlanma
  • Duygu ve ihtiyaçları ifade etmede desteğe ihtiyaç duyma

Sosyal iletişim becerileri bireyden bireye farklılık gösterir. Bazı bireyler konuşma sırasında akıcı olabilirken karşılıklı etkileşimin doğal akışında zorlanabilir.

Sosyal iletişimi destekleyen eğitimlerde işlevsel iletişim, karşılıklı etkileşim, oyun, günlük yaşam katılımı ve bireyin tercihleri dikkate alınmalıdır. Amaç, kişiyi tek bir sosyal davranış biçimine zorlamak değil, iletişim kurabilmesini ve ihtiyaçlarını ifade edebilmesini desteklemektir.

Önemli bir ayrım olarak, sosyal iletişim güçlükleri tek başına otizm tanısı anlamına gelmez. Sınırlı ve tekrarlayıcı davranış örüntülerinin bulunmadığı bazı durumlarda sosyal (pragmatik) iletişim bozukluğu gibi farklı değerlendirmeler gündeme gelebilir.

8. Tekrarlayıcı ve Sınırlı Davranışsal Profil

Tekrarlayıcı ve sınırlı davranışlar, otizm spektrum bozukluğunun temel belirti alanlarından biridir. Bu davranışlar hareketlerde, konuşmada, rutinlerde, ilgi alanlarında ve duyusal deneyimlerde görülebilir.

Örnekler şunlardır:

  • El çırpma, sallanma veya belirli hareketleri tekrarlama
  • Nesneleri belirli biçimde sıralama
  • Aynı sözcükleri veya ifadeleri tekrar etme
  • Rutinlerin değişmesine karşı belirgin tepki gösterme
  • Belirli konulara yoğun ilgi duyma
  • Nesnelerin belirli özelliklerine uzun süre odaklanma

Bu davranışların işlevi bireye göre değişebilir. Bazıları rahatlama, kendini düzenleme, ilgi gösterme veya duyusal deneyim sağlama amacı taşıyabilir. Bazıları ise kişinin günlük yaşamını zorlaştırabilir.

Tekrarlayıcı davranışlar değerlendirilirken yalnızca davranışın görünümü değil, hangi koşullarda ortaya çıktığı, bireye nasıl bir işlev sağladığı ve günlük yaşama etkisi dikkate alınmalıdır.

Kişiye zarar vermeyen ve günlük yaşama katılımı engellemeyen davranışların sırf alışılmışın dışında oldukları için ortadan kaldırılması hedeflenmemelidir. Müdahale gerektiğinde güvenlik, iletişim, rahatlık ve işlevsel katılım öncelikli olmalıdır.

Otizm Profilleri Birbirinden Nasıl Ayrılır?

Otizmli bireylerde sosyal iletişim, duyusal özellikler, tekrarlayıcı davranışlar, dil gelişimi ve destek gereksinimleri farklı kombinasyonlarla görülebilir. Bu nedenle bir birey hem duyusal hassasiyetler hem de yoğun ilgi alanları gösterebilir; aynı zamanda konuşma ve akademik öğrenme becerileri güçlü olabilir.

Aşağıdaki tablo, kavramların birbirinden ayrılmasına yardımcı olur:

KavramNe ifade eder?Güncel sınıflandırmadaki yeri
Klasik otizmTarihsel olarak kullanılan otistik bozukluk tanımıAyrı bir güncel tanı kategorisi değildir
Asperger sendromuGenellikle erken dil gecikmesinin belirgin olmadığı tarihsel tanıOSB kapsamında değerlendirilir
Yüksek işlevli otizmBazı dil ve bilişsel becerileri görece güçlü olan bireyler için kullanılan ifadeResmî alt tür değildir
Düşük işlevsellikli otizmGeçmişte daha yoğun güçlükleri tanımlamak için kullanılmış ifadeDestek gereksinimini doğrudan ve eksiksiz tanımlamaz
PDA profiliTaleplerden yoğun kaçınma örüntüsünü açıklamak için kullanılan kavramEvrensel olarak kabul edilmiş bağımsız tanı değildir
Duyusal odaklı profilDuyusal özelliklerin ön planda olduğu görünümResmî otizm alt türü değildir
Sosyal iletişim profiliSosyal iletişim özelliklerinin ön planda olduğu görünümBetimleyici ifadedir
Tekrarlayıcı ve sınırlı davranışsal profilTekrarlayıcı davranışlar, rutinler ve sınırlı ilgi alanlarıOSB’nin temel tanı alanlarından biridir

Otizmde Destek Gereksinimi Nasıl Belirlenir?

Otizm spektrum bozukluğunda destek gereksinimi, bireyin yalnızca konuşma becerisine veya zekâ düzeyine göre belirlenmez. Sosyal iletişim, günlük yaşam becerileri, öğrenme, duyusal özellikler ve çevresel koşullar birlikte değerlendirilir.

DSM-5-TR sınıflandırmasında sosyal iletişim alanı ile sınırlı ve tekrarlayıcı davranışlar alanındaki destek gereksinimleri ayrı ayrı ele alınabilir. Genel olarak üç destek düzeyi tanımlanır:

  • Düzey 1: Destek gerektirir.
  • Düzey 2: Belirgin düzeyde destek gerektirir.
  • Düzey 3: Çok belirgin düzeyde destek gerektirir.

Bu düzeyler, kişinin tüm yaşam alanlarında aynı derecede desteğe ihtiyaç duyduğu anlamına gelmez. Destek gereksinimi ortama, göreve ve zamana göre değişebilir. Bu nedenle değerlendirme bireysel olarak yapılmalıdır.

Otizm Tanısı ve Bireyselleştirilmiş Eğitim

Otizm belirtilerinden şüphelenildiğinde kapsamlı bir gelişimsel değerlendirme yapılması önemlidir. Değerlendirme; gelişim öyküsü, sosyal iletişim becerileri, davranış örüntüleri ve gerektiğinde dil, bilişsel gelişim, işitme ve günlük yaşam becerileri gibi alanları kapsayabilir.

Otizm tanısı, yalnızca çevrim içi testler veya tek bir belirti üzerinden konulamaz. Uygun klinik değerlendirme, bireyin güçlü yönlerinin ve destek gereksinimlerinin belirlenmesine yardımcı olur.

Eğitim planında şu alanlar bireysel ihtiyaçlara göre ele alınabilir:

  • İşlevsel iletişim ve dil gelişimi
  • Sosyal etkileşim ve oyun becerileri
  • Günlük yaşam ve öz bakım becerileri
  • Öğrenme ve bağımsızlık becerileri
  • Duyusal özellikler ve çevresel düzenlemeler
  • Davranışların işlevini anlamaya yönelik değerlendirme
  • Aile rehberliği ve ev-okul iş birliği

Her çocuk için aynı eğitim programının uygulanması uygun değildir. Hedefler, çocuğun gelişim düzeyine, iletişim biçimine, ilgi alanlarına ve günlük yaşamda karşılaştığı gereksinimlere göre belirlenmelidir.

Otizm Tek Bir Görünümden İbaret Değildir

Otizm spektrum bozukluğu, her bireyde aynı şekilde ortaya çıkmayan, farklı gelişimsel özellikleri ve destek gereksinimlerini içeren bir spektrumdur. Klasik otizm ve Asperger sendromu tarihsel tanı adlandırmalarıdır. Yüksek veya düşük işlevsellik ifadeleri, PDA profili, duyusal odaklı özellikler, sosyal iletişim profili ve tekrarlayıcı davranış örüntüleri ise farklı özellikleri açıklamak için kullanılan kavramlardır; bunların hepsi resmî otizm alt türleri değildir.

Otizmli bireyi anlamanın en doğru yolu, onu bir etikete indirgemek yerine iletişim becerilerini, güçlü yönlerini, duyusal özelliklerini ve günlük yaşamda ihtiyaç duyduğu desteği bütüncül olarak değerlendirmektir.

Her çocuk farklıdır. Doğru değerlendirme, bireyselleştirilmiş eğitim ve aile iş birliği, çocuğun gelişimini ve toplumsal yaşama katılımını destekleyen önemli adımlardır.

Kurumlarımıza 0212 685 10 13 ulaşabilirsiniz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top