Çocuk büyüdükçe ailelerin soruları da değişir. “Neden hâlâ konuşmuyor?”, “Parmak ucunda yürümesi normal mi?”, “Sürekli dönmesinin bir anlamı var mı?”, “Otizmden şüphelenmeli miyim?”, “Özel eğitime nasıl başlanır?” gibi pek çok soru ebeveynlerin zihnini meşgul edebilir.
Bu soruların her birinin yanıtında önemli bir ortak nokta vardır: Çocuk gelişimi tek bir davranış üzerinden değerlendirilmez.
Bolluca Ailesi olarak ailelerden sıkça aldığımız soruları; gelişim, otizm, özel eğitim, ergoterapi, fizyoterapi, duyusal işlemleme ve dil-konuşma gelişimi açısından bir araya getirdik.
Çocuğum Duyusal Uyaranlara Farklı Tepki Veriyor. Bu Ne Anlama Gelir?
Bazı çocuklar elektrik süpürgesi veya saç kurutma makinesi gibi seslerden yoğun şekilde rahatsız olabilir. Bazıları dokunulmaktan hoşlanmayabilir, belirli kıyafetleri giymeyi reddedebilir veya sürekli hareket etmek isteyebilir.
Bunlar çocuğun duyusal bilgileri algılama ve düzenleme biçimiyle ilişkili olabilir.
Duyusal işlemleme farklılıkları; otizm, DEHB, gelişimsel gecikmeler, serebral palsi, Down sendromu ve farklı nörogelişimsel durumlarla birlikte görülebilir. Bununla birlikte duyusal hassasiyetin bulunması tek başına herhangi bir tanı anlamına gelmez.
Asıl önemli olan, bu farklılıkların çocuğun oyununu, öğrenmesini, öz bakımını ve günlük yaşama katılımını ne ölçüde etkilediğidir.
Parmak Ucunda Yürümek Her Zaman Duyusal Bir Sorun mudur?
Hayır.
Yürümeyi yeni öğrenen çocuklarda zaman zaman parmak ucuna yükselme görülebilir. Ancak çocuk uzun süre ve sık biçimde parmak ucunda yürüyorsa bunun altında farklı nedenler bulunabilir.
Duyusal özelliklerin yanında kas ve tendon kısalıkları, nörolojik durumlar, hareket kontrolündeki farklılıklar veya ortopedik nedenler de değerlendirilmelidir.
Özellikle çocuk topuklarını yere basmakta zorlanıyorsa, hareket kısıtlılığı gelişiyorsa veya parmak ucunda yürüme kalıcı hale geliyorsa uzman değerlendirmesi önemlidir.
Burada hedef yalnızca çocuğa “topuğuna bas” demek değil, bu yürüme biçiminin nedenini anlamaktır.
Emeklemek Neden Bu Kadar Değerlidir?
Emekleme sırasında bebeğin yalnızca kasları çalışmaz. Aynı anda birçok duyusal ve motor sistem aktif hale gelir.
Bebek elleri ve dizleri aracılığıyla zemini hisseder, beden ağırlığını farklı eklemlerine aktarır, sağ ve sol tarafını koordineli kullanır ve başını hareket ettirerek denge sisteminden bilgi alır.
Bu süreç;
beden farkındalığı, denge, koordinasyon, görsel takip, el-göz koordinasyonu ve hareket planlamasının gelişmesine katkı sağlayabilir.
Ancak gelişim bireyseldir. Her çocuğun emekleme süresi ve hareket biçimi aynı olmak zorunda değildir.
Çocuğum Bir Türlü Sakinleşemiyor. Ne Yapabilirim?
Çocuğu hemen sakinleştirmeye çalışmadan önce şu soruyu sormak daha yararlı olabilir:
“Şu anda onu zorlayan ne?”
Kalabalık bir ortam mı? Gürültü mü? Açlık veya yorgunluk mu? Beklenmedik bir değişiklik mi? İstediğini anlatamamak mı?
Nedeni anlamak, uygulanacak yöntemi de değiştirir.
Ev ortamında gürültüyü ve yoğun ışığı azaltmak, sakin bir alana geçmek, çocuğa geçişleri önceden haber vermek ve sevdiği ritmik etkinliklerden yararlanmak bazı çocuklara yardımcı olabilir.
Ancak internette görülen her “duyusal aktivite” her çocuk için uygun değildir. Duyusal desteklerin çocuğun bireysel özelliklerine göre planlanması gerekir.
Sürekli Sallanıyor, Dönüyor veya Ellerini Hareket Ettiriyor. Durdurmalı mıyım?
Tekrarlayıcı hareketlerin yalnızca dışarıdan nasıl göründüğüne değil, çocuk açısından ne işe yaradığına bakmak gerekir.
Çocuk heyecanlandığında ellerini hareket ettiriyor olabilir. Kaygılandığında sallanabilir. Beklerken veya sıkıldığında belirli hareketleri tekrarlayabilir.
Bazı davranışlar çocuğun kendisini düzenlemesine yardımcı olabilir.
Bu nedenle zarar vermeyen her tekrarlayıcı davranışı otomatik olarak ortadan kaldırmaya çalışmak doğru değildir.
Davranış çocuğun öğrenmesini, güvenliğini veya günlük yaşamını ciddi şekilde etkiliyorsa davranışın ne zaman, nerede ve hangi durumdan sonra ortaya çıktığı değerlendirilmelidir.
Önceden Söylediği Kelimeleri Artık Söylemiyor. Beklemeli miyim?
Hayır. Daha önce kazanılmış bir becerinin belirgin biçimde kaybedilmesi dikkate alınması gereken bir durumdur.
Çocuğun daha önce kullandığı kelimeleri bırakması, sosyal etkileşiminin azalması, oyun becerilerinin gerilemesi veya çevreye ilgisinin belirgin şekilde değişmesi gelişimsel regresyon açısından değerlendirilmelidir.
Regresyon otizmli bazı çocuklarda görülebilmekle birlikte yalnızca otizme özgü değildir.
Bu nedenle “nasıl olsa tekrar yapar” diyerek uzun süre beklemek yerine profesyonel değerlendirme alınması daha doğru olur.
Çocuğum Konuşmuyor. Otizmli Olabilir mi?
Konuşma gecikmesi otizmin görülebilen özelliklerinden biridir ancak her geç konuşan çocuk otizmli değildir.
Dil gelişimini etkileyebilecek birçok farklı durum vardır.
Bu nedenle yalnızca çocuğun söylediği kelime sayısına bakmak yerine;
söyleneni anlama, jest kullanma, işaret etme, ortak dikkat, oyun, sosyal etkileşim, iletişim kurma isteği ve işitme gibi alanlar da değerlendirilmelidir.
Çocuk gelişiminde tek bir belirti üzerinden sonuca ulaşmak yerine gelişimin tamamına bakmak gerekir.
İsmini Söylüyorum Ama Dönüp Bakmıyor. Ne Yapmalıyım?
İsme tepkinin sınırlı olması ailelerin otizm konusunda dikkatini çeken belirtilerden biridir. Ancak bunun da farklı nedenleri olabilir.
Öncelikle çocuğun işitmesi, dikkatini nasıl yönlendirdiği ve sosyal iletişim becerileri değerlendirilmelidir.
İsme tepki vermeme; göz teması, ortak dikkat, iletişim ve oyun alanlarındaki başka farklılıklarla birlikte görülüyorsa gelişimsel değerlendirme almak yararlı olabilir.
Otizmin En Sık Görülen İşaretleri Nelerdir?
Otizm her çocukta aynı görünmez. Bununla birlikte bazı çocuklarda;
- sosyal iletişimi başlatmada güçlük,
- ortak dikkatin sınırlı olması,
- göz temasının farklı kullanılması,
- akran oyunlarında zorlanma,
- dil ve iletişim gelişiminde farklılık,
- tekrarlayıcı hareket veya konuşmalar,
- belirli konulara yoğun ilgi,
- değişikliklere karşı belirgin direnç,
- ses, dokunma, ışık veya hareket gibi uyaranlara farklı tepkiler
görülebilir.
Bu belirtilerin bulunması tek başına tanı koymak için yeterli değildir.
Otizm Neden Olur?
Otizmin tek bir nedeni bulunmamaktadır.
Bugünkü bilimsel bilgiler genetik faktörlerin önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Bunun yanında farklı biyolojik ve çevresel faktörlerin olası etkileri araştırılmaya devam etmektedir.
Otizmin çocuğun yeterince sevilmemesi, anne-babanın yanlış davranması veya ailenin ekonomik koşulları nedeniyle ortaya çıktığı yönündeki düşünceler bilimsel olarak doğru değildir.
Çocuğum Çok Hareketli. Ergoterapiye İhtiyacı Var mı?
Çok hareketli olmak tek başına ergoterapi ihtiyacını göstermez.
Önemli olan hareketliliğin çocuğun yaşamındaki etkisidir.
Çocuk etkinliklere katılmakta, oyun sürdürmekte, öz bakım becerilerini gerçekleştirmekte veya okul ortamına uyum sağlamakta zorlanıyorsa ayrıntılı değerlendirme yapılabilir.
Ergoterapi ihtiyacı yalnızca bir davranışa bakılarak değil, çocuğun günlük yaşama katılımı değerlendirilerek belirlenmelidir.
Ergoterapi ve Fizyoterapi Aynı Şey midir?
Hayır. Birbirini destekleyebilen ancak farklı uzmanlık alanlarıdır.
Fizyoterapi; çocuğun hareket, postür, kas kuvveti, denge, koordinasyon ve yürüme gibi fiziksel fonksiyonları üzerinde çalışabilir.
Ergoterapi ise çocuğun oyun, öz bakım, okul aktiviteleri, el becerileri ve günlük yaşama katılımı gibi alanlarını ele alabilir.
Çocuğun ihtiyacına göre iki disiplinin birlikte çalışması da gerekebilir.
Grup Eğitimi Çocuğuma Ne Kazandırır?
Bireysel eğitimde çocuk birçok beceriyi yetişkin desteğiyle öğrenebilir. Ancak bu becerilerin akranlarla birlikte kullanılabilmesi ayrıca önemlidir.
İyi planlanmış bir grup eğitimi;
arkadaşla oyun oynama, paylaşma, sıra bekleme, iletişim başlatma, grup yönergelerini takip etme ve öğrenilen becerileri farklı kişilere genelleme fırsatı sağlayabilir.
Her çocuk aynı gruba yerleştirilmemelidir. Grup oluşturulurken yaş kadar çocukların gelişimsel özellikleri ve eğitim hedefleri de dikkate alınmalıdır.
Çocuğumun Özel Eğitime İhtiyacı Olabilir. Nereden Başlamalıyım?
İlk adım “hangi kuruma gitmeliyiz?” sorusundan önce “çocuğumuzun hangi alanlarda desteğe ihtiyacı var?” sorusuna yanıt bulmaktır.
Gelişimsel bir farklılıktan şüphe edildiğinde çocuk kapsamlı olarak değerlendirilmelidir.
Devlet destekli özel eğitim hizmetlerinden yararlanmak isteyen aileler için sağlık kuruluşları ve Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) üzerinden yürütülen resmi değerlendirme süreçleri bulunmaktadır.
Ancak gelişimsel değerlendirme yaptırmak için mutlaka kesin bir tanının ortaya çıkmasını beklemek gerekmez.
Çocuğumun Gelişiminde Bir Sorun Olduğunu Nasıl Fark Edebilirim?
Aileler çocuklarını en yakından gözlemleyen kişilerdir.
Çocuk;
yaşıtlarına göre iletişimde belirgin biçimde gerideyse, oyun kurmakta zorlanıyorsa, öğrenme becerilerinde belirgin farklılık gösteriyorsa, motor gelişimi gecikiyorsa veya daha önce yapabildiği becerileri kaybediyorsa değerlendirme alınması uygun olabilir.
Amaç çocuğa mümkün olduğunca hızlı bir “etiket” koymak değildir.
Amaç, varsa gelişimsel ihtiyacı mümkün olduğunca erken fark etmektir.
Çocuğum Ne Zaman Konuşacak?
Bu soruya her çocuk için geçerli kesin bir tarih vermek mümkün değildir.
Konuşmanın gelişimi çocuğun dili anlama becerisi, iletişim isteği, bilişsel gelişimi, işitmesi, sosyal etkileşimi ve mevcut gelişimsel özellikleriyle ilişkilidir.
Bu nedenle yalnızca “ne zaman konuşacak?” sorusuna odaklanmak yerine;
“Şu anda nasıl iletişim kuruyor ve iletişimini bir sonraki aşamaya nasıl taşıyabiliriz?”
sorusunu sormak daha işlevseldir.
Evde Konuşmayı Nasıl Destekleyebilirim?
Çocuğu sürekli konuşturmaya çalışmak yerine iletişim kurabileceği ortamlar oluşturun.
Günlük yaşam içerisinde kısa ve anlaşılır cümleler kullanın.
Çocuk arabayla oynuyorsa:
“Araba gidiyor.”
Top düştüğünde:
“Top düştü.”
Su istediğinde:
“Su istiyorum.”
gibi modeller sunabilirsiniz.
Çocuk bir kelime söylediğinde bunu biraz genişletmek de yararlıdır. “Top” diyorsa “Kırmızı top” veya “Top yuvarlandı” şeklinde dil modeli oluşturabilirsiniz.
Ekranı Kapatmak Konuşması İçin Yeterli mi?
Ekran süresini azaltmak tek başına yeterli değildir.
Asıl önemli olan boşalan zamanı insan etkileşimiyle doldurmaktır.
Birlikte kitap incelemek, yemek hazırlamak, bahçede oynamak, şarkı söylemek, top oynamak veya günlük işler sırasında sohbet etmek çocuğa gerçek iletişim fırsatları sunar.
Dil yalnızca kelime duyarak değil, karşılıklı iletişim içerisinde gelişir.
Evde Hangi Oyunları Oynayabiliriz?
Oyunu bir ders haline getirmek zorunda değilsiniz.
Çamaşırları birlikte ayırabilir, çorapları eşleştirebilir, oyuncak saklayıp bulabilir, balonla karşılıklı oynayabilir, oyun hamurundan şekiller yapabilir veya birlikte yemek hazırlayabilirsiniz.
Hayali oyunlar da oldukça değerlidir:
“Sen doktor ol, ben hasta olayım.”
“Bu kutu şimdi bir otobüs olsun.”
“Oyuncak ayımız acıkmış, ona ne hazırlayalım?”
Bu oyunlarda çocuk yalnızca eğlenmez; aynı zamanda iletişim kurar, problem çözer, sıra bekler ve hayal gücünü kullanır.
Çocuğuma Nasıl Sınır Koymalıyım?
Sınır koymak çocuğu sürekli engellemek anlamına gelmez.
Kural mümkün olduğunca kısa, açık ve tutarlı olmalıdır.
“Yapma, hayır, bırak!” demek yerine ne yapmasını istediğinizi de söyleyin.
Örneğin:
“Duvara çizmiyoruz. Kâğıda çizebilirsin.”
Çocuğun kurala uygun davrandığı anları fark etmek de önemlidir.
Olumlu davranışın görülmesi ve desteklenmesi, yalnızca istenmeyen davranışlara müdahale etmekten daha öğreticidir.
Özel Eğitimde Neden Her Çocuğun Programı Farklı Olmalıdır?
Çünkü tanı aynı olsa bile çocuk aynı değildir.
Otizm tanısı bulunan iki çocuktan biri konuşma ve iletişim alanında yoğun desteğe ihtiyaç duyarken diğeri sosyal becerilerde zorlanabilir. Bir başka çocukta motor veya duyusal ihtiyaçlar daha belirgin olabilir.
Bu nedenle iyi bir özel eğitim programı tanının adına göre değil, çocuğun güçlü yönlerine ve gelişimsel ihtiyaçlarına göre hazırlanmalıdır.
Bolluca Ailesi Cevaplıyor: Bir Belirti Değil, Çocuğun Bütününe Bakıyoruz
Çocuk gelişiminde bazen küçük görünen bir davranış önemli bir ipucu olabilir. Bazen de aileyi endişelendiren bir davranış gelişimin doğal bir parçası olabilir.
Aradaki farkı anlamanın yolu internetten tanı koymak değil, çocuğun gelişimini bütüncül olarak değerlendirmektir.
Bolluca Ailesi olarak özel eğitim, dil ve konuşma, ergoterapi, fizyoterapi ve gelişimsel destek alanlarında temel yaklaşımımız; çocuğun yalnızca zorlandığı alanlara değil, yapabildiklerine ve öğrenme potansiyeline de bakmaktır.
Çünkü her aile aynı soruyla gelmeyebilir ama hedef ortaktır:
Çocuğu anlamak, ihtiyacını doğru belirlemek ve gelişimini doğru zamanda desteklemek.
Bolluca ÖERM ailesi olarak Arnavutköy’de otizm, özel eğitim ve gelişimsel destek süreçlerinde ailelere rehberlik etmeyi sürdürüyoruz.
Bilgi ve iletişim:
0212 685 10 13


