Özel Eğitimde Bütüncül Destek Eğitim Modeli

Multidisipliner Yaklaşım ve Koordineli Eğitim Süreci

Özel eğitimde başarı yalnızca çocuğa belirli saatlerde bireysel ders verilmesiyle sınırlı değildir. Gelişimin bütünlüğü ilkesi, çocuğun iletişim, bilişsel, sosyal-duygusal, motor, öz bakım ve günlük yaşam becerilerinin birbirleriyle ilişkili olduğunu kabul eder.

Bu nedenle özellikle otizm spektrum bozukluğu, gelişimsel gecikme, dil ve iletişim güçlükleri, zihinsel yetersizlik, öğrenme güçlüğü ve motor gelişim alanında desteğe ihtiyaç duyan çocuklarda eğitim sürecinin bütüncül ve koordineli biçimde planlanması önem taşır.

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde sunulan destek eğitim hizmetlerinin temel amacı da yalnızca belirli bir beceriyi öğretmek değil; bireyin bağımsızlığını, öğrenmeye katılımını ve kazandığı becerileri günlük yaşama aktarabilmesini desteklemektir.

Destek Eğitimde Neden Bütüncül Bir Yaklaşım Gereklidir?

Bir çocuğun gelişim alanlarını birbirinden tamamen bağımsız değerlendirmek çoğu zaman mümkün değildir.

Örneğin iletişim becerilerindeki bir güçlük çocuğun sosyal etkileşimini etkileyebilir. Duyusal veya motor özellikler masa başı etkinliklere katılımını zorlaştırabilir. Dikkat ve yürütücü işlevlerde yaşanan güçlükler ise öğrenilen bir becerinin farklı ortamlarda kullanılmasını etkileyebilir.

Bu nedenle etkili bir destek eğitim programında;

  • özel eğitim,
  • dil ve iletişim becerileri,
  • motor gelişim,
  • duyusal özellikler,
  • sosyal beceriler,
  • öz bakım ve günlük yaşam becerileri,
  • aile eğitimi ve danışmanlığı

birbirinden kopuk alanlar olarak değil, çocuğun bireysel ihtiyaçları doğrultusunda birbirini tamamlayan gelişim alanları olarak değerlendirilmelidir.

Her Çocuğun Destek Eğitim Programı Aynı Olmamalıdır

Aynı tanıya sahip iki çocuğun eğitim ihtiyaçları birbirinden oldukça farklı olabilir.

Otizm tanısı bulunan bir çocukta öncelikli hedef işlevsel iletişim olabilirken başka bir çocukta sosyal etkileşim, öz bakım veya bağımsız yaşam becerileri ön plana çıkabilir.

Bu nedenle eğitim programının yalnızca tanıya göre hazırlanması yeterli değildir.

Çocuğun;

mevcut performansı → güçlü yönleri → desteklenmesi gereken alanları → öncelikli ihtiyaçları → kısa ve uzun vadeli hedefleri

belirlenerek bireyselleştirilmiş bir eğitim süreci oluşturulmalıdır.

Özel Eğitimde Multidisipliner Çalışma Ne Anlama Gelir?

Multidisipliner yaklaşım, aynı çocukla çalışan farklı uzmanların birbirinden habersiz biçimde kendi çalışmalarını yürütmesi anlamına gelmemelidir.

Asıl önemli olan ortak hedefler doğrultusunda koordinasyon sağlanmasıdır.

Örneğin özel eğitim öğretmeni iletişim başlatma üzerinde çalışırken dil ve konuşma alanındaki hedeflerin bu süreci desteklemesi; motor veya duyusal ihtiyaçlar öğrenmeye katılımı etkiliyorsa ilgili uzmanların gözlemlerinin eğitim programına yansıtılması önemlidir.

Böylece çocuk farklı odalarda birbirinden bağımsız çalışmalar yapan bir öğrenci olmaktan çıkar ve tek bir gelişim planının merkezinde yer alan birey haline gelir.

Koordinatörlük Sistemi Destek Eğitimde Nasıl Kullanılabilir?

Özel eğitim kurumlarında koordinasyon sisteminin temel işlevi, eğitimcileri kontrol etmekten çok eğitim sürecinin bütünlüğünü sağlamaktır.

Kurumun yapısına ve sunduğu hizmetlere göre özel eğitim, dil ve iletişim, fizyoterapi, ergoterapi, sosyal beceri veya aile eğitimi gibi alanlarda sorumluluklar tanımlanabilir.

Ancak sistemin gereksiz sayıda idari katman oluşturması yerine, öğrencinin gelişimine doğrudan katkı sağlayacak şekilde yapılandırılması gerekir.

Koordinasyondan sorumlu uzman veya ekip;

öğrencinin gelişimini takip eder, hedeflerin birbiriyle uyumunu değerlendirir, eğitimciler arasındaki bilgi akışını sağlar, aileyle görüşür ve gerekli durumlarda programın yeniden düzenlenmesini destekler.

Eğitim Planlanmalı, İzlenmeli ve Yeniden Değerlendirilmelidir

İyi bir destek eğitim programı hazırlandıktan sonra aylar boyunca değiştirilmeden uygulanan sabit bir program değildir.

Eğitim süreci döngüsel olmalıdır:

Değerlendir → Planla → Uygula → İzle → Yeniden Değerlendir

Çocuğun bir hedefi kazanması durumunda yeni hedefler belirlenmeli; ilerleme beklenen düzeyde değilse yalnızca “çocuk öğrenemiyor” sonucuna ulaşılmamalıdır.

Öğretim yöntemi, hedefin güçlük düzeyi, kullanılan materyaller, pekiştirme sistemi, çevresel koşullar ve çocuğun öğrenme özellikleri yeniden değerlendirilmelidir.

Eğitimciler Arasında Bilgi Paylaşımı Neden Önemlidir?

Çocuğun farklı alanlarda çalışan eğitimcilerinin birbirinden habersiz olması, destek eğitimde önemli bir sorun oluşturabilir.

Örneğin çocuk bir eğitimciyle “yardım istiyorum” ifadesini kullanmayı öğreniyorsa aynı iletişim becerisinin farklı eğitim ortamlarında da desteklenmesi gerekir.

Bu yaklaşım genelleme açısından önemlidir.

Çocuğun yalnızca öğrendiği odada ve belirli bir eğitimciyle gerçekleştirebildiği bir beceri, günlük yaşam açısından yeterince işlevsel olmayabilir.

Amaç:

öğrenilen becerinin farklı kişilerle, farklı ortamlarda ve günlük yaşam içerisinde kullanılabilmesidir.

Hareket ve Motor Gelişim Destek Eğitimin Bir Parçasıdır

Hareket, çocuk gelişiminin temel bileşenlerinden biridir.

Çocuğun ihtiyacına uygun fiziksel aktiviteler;

denge, koordinasyon, beden farkındalığı, kaba motor beceriler, motor planlama ve fiziksel aktiviteye katılım açısından destekleyici olabilir.

Ancak spor veya hareket etkinlikleri bütün çocuklara aynı şekilde uygulanmamalıdır.

Özellikle motor yetersizlik bulunan çocuklarda fizyoterapi gereksinimi ile genel hareket ve spor etkinlikleri birbirinden ayrılmalı; çalışmalar çocuğun bireysel ihtiyaçlarına ve ilgili uzman değerlendirmelerine göre planlanmalıdır.

Günlük Yaşam Becerileri Neden Özel Eğitimin Merkezinde Olmalıdır?

Bir çocuğun birçok akademik beceriyi öğrenmesi değerli olabilir. Ancak bağımsız biçimde giyinemiyor, tuvalet ihtiyacını yönetemiyor, yemek yiyemiyor veya günlük rutinlerini sürdüremiyorsa eğitim programında işlevsel yaşam becerilerine de yer verilmesi gerekir.

Bu nedenle;

giyinme, yemek yeme, kişisel bakım, tuvalet becerileri, güvenlik, seçim yapma, yardım isteme ve günlük sorumlulukları yerine getirme

gibi beceriler çocuğun ihtiyaçlarına göre destek eğitim programının önemli parçaları olabilir.

Buradaki temel hedef bağımsızlığı artırmaktır.

Sosyal Beceri Yalnızca Grup Dersinde Öğrenilmez

Sosyalleşme, çocukların aynı ortamda bulunmasından daha kapsamlıdır.

Çocuğun;

arkadaşına yaklaşması, oyun başlatması, sıra beklemesi, paylaşması, yardım istemesi, reddetmesi, duygularını ifade etmesi ve sosyal kuralları anlaması gibi becerilerin gerektiğinde sistematik olarak öğretilmesi gerekir.

Bireysel eğitimde kazanılan sosyal becerilerin daha sonra akranlarla ve doğal ortamlarda kullanılması desteklenmelidir.

Bu nedenle bireysel eğitim ve grup çalışmaları birbirinin alternatifi değil, gerektiğinde birbirini tamamlayan uygulamalar olarak değerlendirilmelidir.

Aile Eğitim Sürecinin Dışında Bırakılmamalıdır

Çocuk haftanın belirli saatlerini eğitim kurumunda geçirirken yaşamının büyük bölümünü ailesi ve doğal çevresi içerisinde geçirir.

Bu nedenle aileye yalnızca “bugün dersimiz iyi geçti” şeklinde bilgi vermek yeterli değildir.

Aile;

  • hangi becerilerin çalışıldığını,
  • neden bu hedeflerin seçildiğini,
  • evde neleri destekleyebileceğini,
  • hangi davranışlarda nasıl yaklaşması gerektiğini,
  • çocuğun hangi alanlarda ilerlediğini

anlayabilmelidir.

Ailenin görevi terapist veya öğretmen olmak değildir. Ama eğitim sürecini anlayan ve günlük yaşamda kazanılan becerileri destekleyen aktif bir paydaş olması önemlidir.

Özel Eğitimde Kararlar Tek Bir Gözleme Göre Verilmemelidir

Eğitim yoğunluğunun değiştirilmesi, yeni hedeflerin belirlenmesi, grup eğitimine geçiş veya tuvalet eğitiminin planlanması gibi önemli kararlar tek kişinin kişisel görüşüne dayandırılmamalıdır.

Kararlar mümkün olduğunca;

gözlem, performans verileri, aileden alınan bilgiler ve ilgili uzmanların değerlendirmeleri birlikte ele alınarak verilmelidir.

Koordinasyon sisteminin değeri de burada ortaya çıkar.

Koordinasyon, “son sözü söyleyen kişi” oluşturmak yerine doğru bilgilerin bir araya getirildiği bir karar mekanizması sağlamalıdır.

Destek Eğitimde Güçlü Bir Kurum Yapısının Temel Özellikleri

Nitelikli bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde yalnızca fiziksel koşullar veya kullanılan materyaller değil, eğitim sisteminin nasıl işlediği önemlidir.

Güçlü bir sistemde;

çocuk değerlendirilir → bireysel hedefler belirlenir → uygun uzmanlar sürece dahil edilir → eğitim uygulanır → ilerleme kaydedilir → aile bilgilendirilir → ekip birlikte değerlendirir → program güncellenir.

Böyle bir sistemde kurumun merkezinde yöntem, oda veya uzman değil çocuğun gelişimsel ihtiyacı bulunur.

Bütüncül Destek Eğitim: Bir Ders Değil, Gelişim Sürecidir

Özel eğitimde temel hedef yalnızca çocuğun ders sırasında başarılı olması değildir.

Asıl hedef; öğrendiği becerileri evde, okulda, parkta, arkadaşlarıyla ve günlük yaşamın içerisinde kullanabilen daha bağımsız bir birey haline gelmesini desteklemektir.

Bu nedenle modern destek eğitim anlayışı;

bireyselleştirilmiş eğitim, multidisipliner çalışma, düzenli gelişim takibi, aile katılımı, günlük yaşam becerileri ve uzmanlar arası koordinasyonu birlikte ele almalıdır.

Çünkü özel eğitim yalnızca haftada birkaç saat gerçekleştirilen derslerden oluşmaz.

Günümüzde değişik isimlerle veya birimler ile özel eğitim desteği adı altında Milli Eğitim Bakanlığı Destek Eğitim Hizmetlerinin çizdiği programlar çerçevesinin dışına çıkılabilmekte ve eğitim yetkisi olmayan kuruluşlar ve bir kaç isim yapmış adlar ile veya markalar ile işte şöyle iyiyiz, böyle iyiyiz şeklinde tanıtımlar son derece velileri yanlış yönlendirmektedir. Doğru olan destek eğitim programlarının çerçevesi ve uzmanın yeterliliğidir.

Doğru planlandığında özel eğitim; çocuğun öğrendiğini hayata taşımasını hedefleyen bütüncül bir gelişim sürecidir.

Bolluca ÖERM ailesi olarak Arnavutköy’de otizm, özel eğitim ve gelişimsel destek süreçlerinde ailelere rehberlik etmeyi sürdürüyoruz.

Bilgi ve iletişim:
0212 685 10 13

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top